Balkan Göçmenleri Platformu | BGP

GÜZ DEFİLESİ

GÜZ DEFİLESİ
İnsanlar, yılın oniki ayını, marifetlerine göre, mevsim mevsim bölmüşler... Ve bu mevsimler, gene marifetlerine göre, insanlara kimi yaklaşır, kimi de uzaklaşırlar. Şu şairleri bilirsiniz, ilkbahar gelince hepsinin dilleri çözülür, ilham perileri kuşatır onları. Onlar için ilkbahar, bahar değil, adeta bir büyüdür, bir sürekli bayramdır... Bu yüzden olacak ki, baharın ilk günlerini, şiire, şaire atfetmişlerdir. Doğrusunu isterseniz, benim için ilkbahar övdükleri kadar yoktur. Bak, o sıcak yazları, şeftalisi, eriği, karpuzu, kavunu için severim... İlle, şu “sonbahar” var ya, içime, gönlümün baş köşesine oturmuştur. Başka bir deyişle, üç harfçik ile ne çok şey anlatılır: g-ü-z... Güz, doğadaki tüm canlılar için tam bir alemdir. Gene bir efsaneye göre “Kış”ı, kral, padişah seçmişler. Gayet doğaldır ki, Kış, böbürlenmiş, göğüslerini elinde olmadan kabartmış, yüksekten bir sağını, bir solunu süzmüş... Kış’ın payıtaht yeri ise, fırtınaların geçit yeri, bir dağ başı imiş. Tüm canlılar, ağacı, dalı, kurdu kuşu onun bu görkemli halini görünce, korkudan canları boğazlarına geliyormuş. Kurdu, kuşu, tilkisi, sansarı ille gizlenecek bir delik, bir kovuk bulurlarsa da, ağaçlar, dallar, Allah’ın açığında, ne yapacaklarını, ne edeceklerini bilemiyorlarmış... Kış padişahı, adamlarından her ormana, her ağaca, dala haber salmış. “Her dal, her ağaç, kabulümdür. Bağrımda hepinize gani gani yer vardır. İlle, hepinizi ilgilendiren tek bir koşulum söz konusudur. Yanıma gelirken çırılçıplak, anadan uryan olacaksınız!...” Bu son koşulu duyunca ormanlar, dağlar yamaçlar, dallar, fidanlar, inim inim inlemişler, yedi gün yedi gece feryat etmişler. Kış padişahı’nın, bu feryatlar, bu hıçkırıklar hiç umurunda bile olmamış. Gelenlerden gidenlerden haber üstüne haber salmış: ”Yanıma, yazlık elbisesi ile tek bir ağacı, el kadar dalı dahi kabul edemem!” diyormuş... Hal böyle iken, ağaçlar da bir kurultay düzenlemek zorunda kalmışlar. Ağaçlar kurultayında demokratik kurallar geçerliymiş. Herkese söz hakkı tanınmış. En nihayet topluca bir karar alınmış: Ağaçlar, Kış padişahı’nın bağrına gitmezden önce, tıpkı günümüzde olduğu gibi bir moda defilesi düzenleyecekler. Defile, sözünü duyunca tüm ağaç halkı rahat bir nefes almış. Herkes, sandığında, sendiğinde ne kadar güzel giysi varsa çıkarmış, ayna karşısına geçerek bir bir denemiş... Evet, o gün bugün, ormanlardan, bağ bahçelerden geçerken binbir renge bürünmüş ağaçlar çıkıyor karşımıza. Kızıl, al, mor, altın sarısı, kahverengi, mavi, pembe daha nice... Bir, sonu gelmeyen defiledir güz! Ve her yıl, yinelemekle, ebediyete kadar sürecektir bu!

Mehmet  ALEV

YORUM BIRAKIN