Balkan Göçmenleri Platformu | BGP

Balkanlar’da tarihte bu hafta: 09 - 15 Mayıs

9 Mayıs 1913: Irkçılığın korkunç yüzü. Bulgaristan Türklerini Hıristiyanlaştırmak ve Bulgarlaştırmak üzere Babek köyüne gönderilen bir rahip, kilise yöneticilerine çalışmaların sonucuyla ilgili bir rapor gönderdi. Raporda, söz konusu köyün Bulgar çeteler tarafından ateşe verildiğini 300-350 haneli ve yaklaşık 3000 nüfuslu olan köyden geriye birkaç ev ile az sayıda insanın kaldığı belirtildi. Kısaca ortada artık Hıristiyanlaştırılacak insan kalmamıştır.

9 Mayıs 1993:  Kanlı savaşta yeni cephe. Bosna-Hersek’in tarihi Mostar kentinde Hırvatlarla Boşnaklar arasında çatışmalar başladı. Söz konusu çatışmalar, kentin Hırvat ve Boşnak kesimlerine bölünmesine yol açtı. İki taraf arasındaki savaş, Aliya İzzetbegoviç ve Tuncman'ın 18 Mart 1994'te tarihinde imzaladıkları Vaşington Anlaşmasıyla son buldu. 

10 Mayıs 1919: Atina'ya işgal vizesi. Paris’te bir araya gelen İtilaf Devletleri temsilcileri, Yunanistan’ın İzmir'i işgal etmesi konusunda karar aldı. Batılı büyük güçlerin kışkırtması ve desteğiyle harekete geçen Yunan ordusu 15 Mayıs 1919'da İzmir'e ayak bastı. Fakat 3 yıl süren bu işgal yani macera, yine Yunan ordusunun 11 Eylül 1922'de aynı yerde Türk Ordusu tarafından denize dökülmesiyle son buldu. 

10 Mayıs 1990:   Batı Trakya'da müftülük gerilimi. İskeçe Müftü Naipliği görevini, müftülerin seçimle iş başına gelmesi şartıyla kabul eden Mehmet Emin Aga, Atina'nın bu kurala uymaması nedeniyle görevinden ayrıldı. Bunda temel etken de Atina'nın bu konuda verdiği sözün aksine bir tutum izlemesiydi. Yani seçilmiş müftüler yerine atanmış müftüleri tanımasıydı.

11 Mayıs 1945: Sofya'dan eğitim düzenlemesi. Bulgaristan’da kurulan yeni rejim, ilk önemli düzenlemelerden birini eğitim alanında gerçekleştirdi. Buna göre Türk Azınlık Okullarından alınan diplomalar ancak Bulgar okullarında okutulan tüm derslerden girilecek sınavlarda başarılı olunması durumunda geçerli olacaktı. Daha da önemlisi, düzenleme, geçmişe yönelik olarak da uygulanacaktı. Bu ise Türk öğretmenlerinin ve aydınlarının devre dışı bırakılması demekti.

11 Mayıs1991: Sancak'ta tarihi gün. Sancak bölgesinin kültürel ve idari merkezi Yeni Pazar’da, Sancak Boşnak Millî Konseyi kuruldu. Bu tarih Sancaklı Boşnaklar tarafından aynı zamanda “Boşnakların Millî Bayrak Günü” olarak da kabul edildi. Boşnak Milli Konseyi'nin Sancak Müslümanlarında olduğu kadar, Sırbistan'ın siyasal yaşamında da önemli bir etkisi oldu.

 13 Mayıs 1915: Çanakkale Savaşları'nda tarihi gün. Binbaşı Ahmet Bey komutasındaki Muaveneti Milliye muhribi, Golyath zırhlısını torpilleyerek batırdı. Bu gelişmeyle işgal güçleri, Türk ordusundan karadan sonra denizde de büyük darbe aldı. İşgal kuvvetleri böylece, Çanakkale’yi geçemeyeceklerini bir kez daha anlamış oldular.

14 Mayıs 1920:  Batı Trakya'da Yunan işgali. Atina, Osmanlı topraklarının paylaşımını öngören San-Remo Konferansı ile kendisine verilen Batı Trakya’yı işgal etmeye başladı. İşgal, bölgede yaşayan Türkler tarafından protesto edildi. Bu arada ilk silahlı direniş de Yüzbaşı Balkan’ın grubu tarafından Yunan ordusunun Gümülcine’yi işgali esnasında gerçekleşti. Bu silahlı direniş daha sonra Bulgar çetelerin de desteğiyle 20 Temmuz 1923’e kadar etkili bir biçimde sürdü. 

14 Mayıs 1920:  Sofya'dan Batı Trakya'da işgale kınama. Bulgaristan, Batı Trakya’nın Yunanlılar tarafından işgaline tepki gösterdi. Fakat bölgeyi Yunanistan’a vermek isteyen ve bunun için canla başla çalışan İngiltere ve müttefikleri bu tepkiyi hiç dikkate almadı. Bunun üzerine Türk ve Bulgar komitacılar Yunan ordusuna karşı silahlı saldırılarını yoğunlaştırdılar.

15 Mayıs 1919:  İzmir işgal altında. İtilaf Devletlerinin desteklediği Yunan Ordusu, İzmir'i işgal etti. Çok sayıda asker ve sivil, işgal güçlerince şehit edildi. Yaklaşık 3 yıl süren ve Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanan savaş, her iki taraf için de büyük bir yıkım oldu. Kısaca Yunan Ordusu’nun Anadolu’yu işgali ve savaş, General Trikopis'in de “Bizim Anadolu savaşında bir menfaatimiz yoktu. Biz yabancı devletlere alet olduk. Sizden de bizden de bunca insan öldü. Hata idi Anadolu harekâtı. Hem de muazzam bir hata” sözünde de belirttiği üzere, Yunanistan'ın Anadolu'yu işgali büyük güçlerden başka hiç kimsenin işine yaramayan bir maceraydı.

15 Mayıs 1922:  Batı Trakya'da varlık mücadelesi. Batı Trakya Müdafaa’yı Hukuk Cemiyeti, bölgede yaşayan Türklerin haklarını ve çıkarlarını korumak için Cenevre Konferansı’na bir muhtıra gönderdi. Muhtıra’da “Batı Trakya’nın kuzeyinin Bulgarlara, güneyinin Yunanlılara verilerek bölünmesinin, yaklaşık yüzde 80’i Türk olan halkın arzu ve isteklerine aykırı olduğunu vurguladı. Cemiyet ayrıca Konferansın taraflarından, bir de “bölgeye tarafsız bir tetkik heyetinin gönderilmesini” istedi. Fakat bu istekler ve uyarıların hiçbiri dikkate alınmayacak ve Batı Trakya daha sonra Yunanistan ve Bulgaristan arasında ikiye bölündü.

15 Mayıs 1948: Üsküp'ten mutlu haber. Türkler, varlık ve kültürlerini korumak ve geliştirmek amacıyla Üsküp Türk Kültür ve Sanayi-i Nefise Cemiyeti'ni kurdu. Hem Üsküp'te bulunan Tefeyyüz ilkokulunda kurulan bu derneğin hem de daha sonra başka yerlerde kurulan diğer derneklerin, Makedonya Türklerinin kimlik ve kültürlerini yaşatma ve geliştirmede çok büyük katkısı oldu.

16 Mayıs 1878: Rodoplarda Türk direnişi. Rodoplarda yaşayan Türkler, Rus ordusunun ve Bulgar çetelerinin saldırılarına karşı kendilerini korumak amacıyla örgütlendiler. Günümüzde Bulgaristan’ın Kırcaali ve Stanimaka kentleri arasında bulunan Karatarla yani Çerna Niva köyünde Rodop Hükümeti Muvakkatesini yani Rodop Geçici Hükümetini kurdular. Bazı tarihçilere göre söz kurulma tarihi 4 Mart 1878 olan konusu hükümetin varlığını, tüm olumsuzluklara rağmen 8 yıl boyunca ayakta tuttular. .

17 Mayıs 1897: Türk-Yunan çatışmasında yeni perde. Makedonya'daki ve Girit'teki siyasi karışıklıktan ve gerilimden yararlanmak isteyen Yunanistan, Osmanlı Devletine saldırdı. 18 Nisan’da fiilen başlayan savaşta, Ethem Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu, Yunan ordusunu kesin bir yenilgiye uğrattı.  Artık Atina'ya girmek an meselesidir. Fakat gelişme beklenildiği gibi olmadı. Yunanistan'ı savaşa kışkırtan dönemin güçlü devletleri, Atina'nın imdadına yetişti. Böylece Yunanistan, meydanlarda kaybettiği savaşı, ağabeylerinin de desteğiyle masa başında bir kez daha yine kazandı.

YORUM BIRAKIN