Balkan Göçmenleri Platformu | BGP

İNSAN ve TOKMAK

(D/okunaklı yazı)

Tanıdık ya da tanımadık birilerini tarif etmek için sık sık başvurduğumuz başlıca yöntem benzetmeler veya kıyaslamalardır.
Ne yaparız?
Kimilerini belli bir alanda gösterdikleri başarılardan dolayı övmek istiyorsak, “arı gibi bir adam” yahu, deriz. Dur, durak bilmez! Ne gecesi var, ne gündüzü…Hele hele spor sahasında rakiplerini tuş etmiş, zirvelere tırmanmışsa, hemen, “ vallahi, dev adam!” kıyaslamasını yaparız.
Ama beni bu kez daha fazla negatif benzetmeler ilgilendirdiği için hemen oraya geçelim. Mahallenin taa öteki başında oturur, sözünü edeceğimiz zat. Onu, bir, yahut iki defa görmüşlüğüm ya var, ya yok. Ama insanlar kendisinden söz ettikleri zaman: “Ulan, bırakın şu kütüğü! Başka söz edecek hiç kimseyi mi bulamadınız?” demekten kendilerini alamazlar. Hatta bir defa yaşlı bir şahıs: “Bana o kocakafalıdan söz etmeyin!” deyip, kesip attı. Hatta,her halde boy kısalığından yahut karın kısmının şişkinliğinden olacak: “Yere batası,tokmağın tokamağı işte! Gene ne halt yemiş? Onun çöp karıştırmaktan başka işi mi var?”
Sadece geleneklerimize karşı gösterdiğim ilgiden değil, insan tiplerini de aynı meraka takip ettiğim için olacak, birgün hemşerimizin bu benzetmelere niçin naruz kaldığını öğrenmekti, niyetim.
Bu sebeple Pazar kahvesine yan geldim. Bu arada birkaç kişi girdi, çıktı. Kendilerini pek yakından tanımıyordum. En nihayet Hasan Usta kapıdan belirir belirmez el işaretiyle onu masama davet ettim.
Hal hatırdan sonra siyasetin altından girdik, üstünden çıktık. Bu arada tüm bakanlar, hatta başbakanı, cumhurbaşkanı da nasibini aldı. Ben alttan alarak, hiç sezdirmeden lafı “bizim”adama getirmeye çalışıyordum.
Derken filancayı nasıl bilirsin? –diye sormuş oldum.
Önce başını hafifçe eğerek, yeni görüyormuşcasına yüzümü gözümü tetkik etti. Ve ardından hiç irkilmeden:
Sen aylak mı kaldın? Başka yapacak hiç mi işin yok?
-Yahu öylesine!
-Ben öylesinden böylesinden anlamam! Ben o herifi görmek değil, duymak bile istemiyorum. Dedikoduculuktan, ihbarcılıktan, insanları kötülemek ve aşağılamaktan başka elinden hiç birşey gelmez! Adam gibi adama benzeseydi, Allah ona birazcık boy verirdi! Bildiğin bir tokmak işte! Allahın tokmağı! Kıskançlığı, çekememezliği hep onda ara, büyüklenmeyi de…
Kahveden ağır ağır çıktım. Kafamda hep o kısa adam! Ama birtürlü anlam veremiyordum: Onu niye tokmakla kıyaslıyorlar? Niye tokmağa benzetiyorlar?
Sonra bildiğimiz tokmağın bu güne kadar kime kötülüğü olmuştur? Mahallemizde keşkeklik buğdayları dövmek için bu alet ne güzel işler bitirir! Bir düşünün, davulca davul tokmaksız olur mu? En usta zurnacı bile davulsuz beş para etmez! Şenliklerde asıl bizi hoptiri, hoptiri hoplatan, kıvır kıvır kıvıran hep davulun tokmağı değil midir?
Öyle ki, bir aşağılık adamı tokmakla karşılaştımaktan bir an önce vazgeçelim! Zira bu, tokmağımıza yapılan en büyük ve acımasız bir hakaret olur!

Mehmet ŞAKİR

Ustina - Plovdiv

YORUM BIRAKIN