Balkan Göçmenleri Platformu | BGP

ESKİ BİR HARİTA

(89' Göçü notları)

27 Ağustos 1989
İnsan, değişik koşullarda yaşayabilir. Bunu, şimdi en iyi anlıyorum. Uzun süre zindanlarda kalabilir, yaralı olabilir, ayrılık, hasret çekebilir. İlle...
İlle de, şu ümitsiz yaşamak, bence, en zor iş. Vaktiyle Makedonyalı Büyük İskender, bir yenilgi sonucu ganimetleri tek tek komutanları arasında paylaşmış. Kendisi hiçbir şey almadığını gören komutanlardan bir tanesi: “Size ne kaldı haşmetlim?” diye sorar.
Büyük hükümdar bir süre düşündükten sonra: “Ben, kendime en değerli ganimeti bıraktım, ümidi!” cevabım vermiştir.
Ümitsiz yaşamak, gerçekten zor!
Şurada beş on gün önce neydi! İnsanlarımız görülmedik duyulmadık bir bayram yaşıyorlardı. Heyecan doruklardaydı... Sürekli gitmek, havası içindeydik. Bu memleketi terk etmek, gitmek! Hayallerimizin ülkesine, düşlerimizin diyarına...
Ağabeyim Cemil, Rusça bir Türkiye haritası geçirmiş eline. Onu bir naylon torbada gizli tutuyor. Ancak, onlara gittiğim de çok değerli bir eşya gibi sakladığı yerden çıkarıyor, bana şehirleri, nehirleri soruyor. Türkiye’deki maden ocaklarını soruyor. Ömrünü maden ocaklarında geçirmişti. Ona, bugün Dumlupınar’ı, Büyük Atatürk’ün Yunan istilâcılarına karşı zaferlerini anlattım. Bana:
- İnşallah, 9 Eylül Zafer bayramını Türkiye’de kutlarız!
Dedi, sevinçle elini çırparak.
- İnşallah...
BBS’den Ercüment Konukman’ı dinledik. Nedense, bizi ümitlendirmedi. Bir başka Türk büyüğü, Bulgaristan Türklerinin haklarının iadesi uğurunda mücadele yürüteceğiz, doğrultusundaydı.
Evet, haklarımız! İşin püf noktası da bu. Haklarımız alınmamış olsa, kişisel onurumuz çiğnenmemiş olsa, yurdunu yuvasını terk edecekler parmakla sayılır, kanısındayım.
Düşünüyorum da hak ne, Türk ne! Kızım Tijen St. Zagora Tıp Fakültesinden uzaklaştırıldı. Üstelik, bir yıl bu kurumda tahsil gördüğü için 1500 leva para talep ettiler. Ali Beysim, Kırcaali’nin ileri gelen eğitimcisi ise aynı amaçla 13 bin leva para ödemişti Bulgar makamlarına. Demek ki, eğitim, sağlık hizmetleri yıllarca parasız olduğu, bu amaçla maaşlarımızdan kesinti yapıldığı uluorta gerçektir. O halde hakkımız, hukukumuz nerede?
Kalbimin üzerinde gene o yumruk. Akşam akşam birer rakı yapıyorum. Bu çözüm değil, ama ne edelim? Bugün Muhammet Karabekir ile bir iki içtik. Onu ümitli buldum. Herhalde güvendiği yerler var. Sorunları daha az. Eşi, ben dokumacı gibi de çalışırım Filibe’de demiş. Muhammet ise inşaatlarda iş tutmuş...
Yarın kızımın okul sorunlarıyla ilgili yola çıkacağım. Zaten şu anda, onun okulunu en çok düşünüyoruz.
Mehmet Alev

YORUM BIRAKIN