Balkan Göçmenleri Platformu | BGP

Ukalalığın Daniskası

  
     
İkide bir aramızdan birinin nankörlüğünü, ikiyüzlülüğünü veya çıkarcılığını vurgulamak için sürekli hayvan benzetmelerine gideriz.
“Bırak, şu eşekoğlu eşeği!”
“İnek be, Allah’ın ineği işte!”
“Öküzz! Sığır! Manda...!”
Ve daha bir sürü bu tip asılsız karşılaştırmalar yaparak, içimizin biraz olsun rahatladığını düşünürüz. 
Oysa, ne rahatlaması? 
Hayvanlar, bizler gibi kendi haklarını aramasını bilselerdi, avukatlar tutup kendilerine hakaretler yağdıran bizleri mahkemelik ederler, hatta cezaevlerine tıkarlardı.
Daha önce, nedense bu konu üzerinde hiç durmamıştım. Biraz akıl fikir yürütünce, güpegündüz ukalalık, kendimizi, bunca hatalarımıza rağmen üstün gördüğümüzün farkına varmış oldum.
Örneğin yakınlarınızdan biri verdiği sözü tutmamış, sizi umursamamış, bunun eşekle ne alakası var? Hemen böyle birine:”Ulan, eşekoğlu, eşekten daha ne bekleyelim!” değerlendirmesini yaparız.
Ya da arkadaş bildiğiniz birinin duyarsızlığı karşısında: “Adam, inek , ineğin ta kendisi!” der, bir nevi öfkemizi yenmiş, en azından biraz yatıştırmış oluruz.
Görgüsüz, yeteneksiz birileri de çıkarlarsa karşımıza, hemen hazırdır cevabımız: “ Öküz be, başka ne olsun!”
Aslında, birinin aşağılığını, tutarsızlığını ortaya dökmek için bu hayvanları kullanmamız insanlık suçudur.
Çocukluğumda bir kara eşeğimiz vardı. Onu kıralara ben götürüyor, doyuruyor, suluyordum. Sanatçı Barış Manço’ya defalarca hak vermiştim. Bir şarkısında “Arkadaşım, eşek!” diyordu. Kara eşeğimiz de benim samimi arkadaşım, yoldaşımdı.”Çüşşş!” dediğim zaman durur, sırtına atlardım.”Koşşş!” dediğim zaman da koşardı.
Babam,ahır gübrelerini sırtına vurup tarlaya o taşırdı. Dükkanlardan tuzu,gazı, unu, kepeği, bayırdan odunu da hep o getirirdi. Onun, tüm bu yüklemelere karşılık kıç atıp:” Yeterin artık, canıma geçti!” dediğini hiç duymadık. Ailecek ondan gördüğümüz sadakatı hiçbir komşudan görmezdik. Kara eşeğimiz hiçbir zaman sözünden dönmemiştir. Bir de çok özel, seçkin bir anırışı vardı ki, ormanların derinliklerinde de olsa, onu sesinden tanırdık. Hele o, kocaman siyah gözleriyle insana bakışı, içimize rahatlık verir, sanki”ben sizi seviyorum!” demek isterdi.
  Yıllar sonra, nerede bir eşek görsem, eski, çocukluk yıllarıma döner, yabancılara ait de olsa, içimden onu okşamak gelir...
İnek de, bize yaptığı iyilikleri dikkate aldığımızda onun bir çeyreği kadar yapamadığımız çıkar meydana. Bu yüzdendir ki, Hint halkı, evvelden ezelden Allah’ın bu yaratığını kutsal bilir.
Öküz de inek kadar değerli bir hayvandır, tarlalarımızı hep o sürdü, yükümüzü hep o çekti. Belki tekrar olacak. İnsanoğlunun aptallığı, kabalığı ile öküzün ne ilgisi olabilir!
 Yeteneksiz, münasebetsiz birini öküzle kıyaslamak, tamı tamına abesle iştigal etmektir.
Bir sözle, kendi kusurlarımızı, eksiklerimizi hayvanlarla açıklamak, baştanbaşa ukalalığın daniskasıdır.

 Mehmet ŞAKİR

  Ustina- Plovdiv

YORUM BIRAKIN